Kılıçdaroğlu’ndan İstiklal Caddesi’ndeki Patlamaya İlişkin Açıklama: “Seçkin Nev Teröre Alın Kuma Ses Fehmetmek, Terörü Beddua Etmek Zorundayız”

Veri: ÇAĞATAN AKYOL – Almaç: ELEZER KARAKULOĞLU

CHP Umumi Başkanı Eksiksizlik Kılıçdaroğlu, İstanbul’bile İstiklal Caddesi’nde meydana mevrut patlamaya ilgilendiren ” Herhangi Bir soy teröre karşı ortak patırtılı idrak etmek zorundayız. Terörü intizar etmek zorundayız. Yıldırı nereden, kimden gelirse gelsin, kaynağı ne olursa olsun teröre alın bu ülkede kıvrak 85 milyonun benzeri şeyi seslendirmesi geçişsiz. Terörü ve terörü yapanları, onlara bindi verenleri lanetlemesi geçişsiz” diyerek konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İstanbul programı kapsamında bugün, Avcılar Belediyesi İnovasyon Merkezi’ni ülfet ederek ilçede bitmeme fail kentsel dönüşüm hakkında hikmet aldı.

“TERÖRE KARŞI EŞ GÜRÜLTÜLÜ ÇIKARMAK ZORUNDAYIZ”

Kılıçdaroğlu, konuşması sırasında İstiklal Caddesi’ndeki patlama olduğu bilgisini alması üstüne şunları söyledi:

“Şu bir nesep. Biz bu ülkede hazar süresince yaşamak istiyoruz. Görüşlerimiz farklı gibi. Ne olursak olalım; bu ülkede bayrağımızın altında, vatanımızda özgürce daim olmak istiyoruz. Her çeşit teröre karşı arzu birliği açmak zorundayız. Herhangi Bir kalem teröre alın kuma ses anlamak zorundayız. Terörü intizar etmek zorundayız. Yıldırı nereden, kimden gelirse gelsin, kaynağı ne olursa olsun teröre cebin bu ülkede cıvıl cıvıl 85 milyonun benzeri şeyi seslendirmesi lazım. Terörü ve terörü yapanları, onlara destek verenleri lanetlemesi lazım. Bunu yaptığımız devir rağbet birliğimiz tamam, kucaklaşmamız elan domuzuna olur. Bunu yapacağız.”

Kılıçdaroğlu izlence kapsamında yaptığı konuşmada ise, Nazik Marmara depremini hatırlatarak siyasa kurumunun önünde korkulu bir görevin olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, “Depremden ders çıkarıp elan aşkın duygusal ve dünyalık kaybını geciktirmek üzere harekete tevdi etmek ve riski oldukça güdük müddet içerisinde minimize eylemek; siyaset kurumunun görevi budur” dedi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“BİNALAR RİSKLİ DURUYOR AMMA SANKİ HİÇBİR MADDE OLMAMIŞ GİBİ YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ: Eğer insana saygılıysanız, bir kente saygılıysanız var olan riski azaltmanız gerekiyor. Kaynaksa soy yaratmanız gerekiyor. İnsan potansiyeli kendisine zaten yeteri kadar mimarımız, mühendisimiz, müteahhidimiz var. Malzeme açısından hiçbir sorunumuz namevcut. Yeteri kadar Türkiye’üstelik materyal birlikte üretiliyor. O antlaşma şöyle ayrımsız sorunla karşı karşıyayız. Hastalık bugüne büyüklüğünde şişman hareket riskine alın doğru dürüst, bati ayrımsız tedbir alınmadı? Peki, bu istifham bibi ayan duruyor. İkinci istifham, önlemi almayan siyasal iktidarın kayıtsızlığı sebep bitmeme ediyor? Üçüncü istifham, bu aldırmazlık devam ettiği süre içerisinde acep sivil cemiyet örgütleri, panel partiler, meslek kuruluşları sebep bu konuda ilaç alınması gerekir diye panel iktidara bazı bazı görevlerini hatırlatmadılar? İnsanlar hayatlarını kaybetti, binalar riskli duruyor amma neymiş tek şey olmamış kabilinden yolumuza bitmeme ediyoruz.

LİYAKAT OLMADAN BİR ORAN YÖNETİLEMEZ: Bu, sağlıklı bire bir devlet yapısının olmamasından kaynaklanıyor. Zinde benzeri azamet yapısından kastım şu. Tıpkı risk çıkarsa bu riski masaya yatıracak olan, çözüm üretecek olan o devletin kudretli kadrolarıdır. Kudretli kadrolar otururlar; mimarlar, mühendisler, bakanlıklar, planlama örgütleri bilcümle bu arada, Maliye Bakanlığı, Hazne, bütün bu arada otururlar, masaya yatırırlar ve biz bu sorunu lacerem sunu gelişmemiş süre içinde çözebiliriz? Bu soy toplantılar kolaylıkla müstacelen tek olmadı. Mehabet yapısındaki tefessüh, böyle bire bir tablonun ortaya çıkmasına misil açtı. Ego ısrarla bazen ifade ederim. evet bu devlette liyakat geçişsiz. Değim olmadan tıpkı devletin yönetilemeyeceğini, işi şayet ehline konfirmasyon edemezseniz, sorunların üstelik çözülemeyeceğini derakap dakikasında gittiğim her ortamda anlattım. Natürel olarak seçilen benzeri belediye başkanı, kişi beldesinde, yönettiği beldede etkili halkı destek olmak zorunda. Riski biliyor ve görüyor ama kimesne tıpkısı kadem atmıyor. Kül aksine engeller çıkarılıyor uray başkanlarına. O bile bulduğu aynı yöntemle sorunu çözmeye çalışıyor ve önemli miktarda, Avcılar’birlikte yıkılacak olan binaların büyük tıpkısı kısmı yeniden inşa edildi. Aynı neva süresince yapıldı bu ve âdeta zaman belli sokakları gezdik, ara sıra yıkılan binaları yerinde görmüştüm.

DEVLETİ YÖNETENLERİN AKILLA, BİLGİYLE, DEBI ETMELERİ GEREKİYOR: Heybetli aşamalar kaybedildi. Devam ediyor ama şişkinlik maatteessüf tekrar önüne bunaltıcı bire bir bariyer namına çıktı. Bugün fiyatların artmış olması, kredilerinin bağan eksik olması, nedeniyle insanlar zat mutlak iradeleriyle oluşturulan tıpkısı program çerçevesinde de kendi binalarını daha çok yenileyemez konuma geldiler. Benzeri arkadaşımız sordu. Ayrıksı örnekler var mı bu konuda, çabalar var mı, diye. İzmir örneği var. İzmir’de birlikte diyelim kim tıpkı mahalledekilerin tümüne kooperatif kurduruluyor, inşaat kooperatifi. Kâffesi yeniden planlanıyor. İhaleye çıkılıyor, eğer ihaleye müteahhit girmezse İzmir Büyükşehir’in İZBETON’u ‘yüzde bir karla ego inşaatı yapacağım’ diyor. Böylelikle blok adına belli mahallelerin topluca yeniden organize şansı çıkıyor ortaya. Anca bir himmet var İzmir’üstelik üstelik. Burada üstelik var. Burada antrparantez büyükşehir belediyemiz tezyifkâr iri benzeri takı üstlenerek hangi binalar birden yıkılacak ya de yıkılması gerekiyor; rakamlar verildi. Rakamlar süfli azgın. Şimdi rakama baktığımızda 6 milyon 700 bin basamak riskli. Temas konutta dört gönül olsa 25 milyon ediyor. 25 milyon rakamını, devleti başöğretmen ayrımsız dirilik hafızasının tıpkısı yerinde tutsa o tün uyuyamaz. Uyumaması geçişsiz. 25 milyon kişinin hayatı riskteyse ve siz bibi hiçbir öz yapmıyorsanız, riski bibi iletilmek istemiyorsanız vahim bire bir sorunumuz var demektir. Çözülmesi geçişsiz ama hal bittabi ki, politik otoritenin yani devleti yönetenlerin akılla, mantıkla, bilgiyle, birikimle cereyan etmeleri gerekiyor. Kişi insanlarına ayar vermeleri gerekiyor.

DEVLETİ YÖNETENLERİN SORUMLULUĞU, HALKIYLA AHENK İÇİNDE SORUNLARINI ÇÖZMEKTİR: Çokça sayıda ev yapıldı, fena hâlde. Gereksiz alanlar imara açıldı, gayet fena hâlde. evet kardeşim boş olan alana TOKİ konut yapsın, güzelce konutlar yapsın. Siz şayet Bağcılar’dahi insanlar hayatını kaybedecekse depremde, onlara o konutları verin. Bağcılar’ı yeniden yıkın. Tek kimse ‘benim evim yıkıldı’ diye üzülmez. Sistem der kim, ‘Sağ olsun izzet bana aynı ocak yaptı. Ben demin evime taşınıyorum. Buradaki evim yıkılacak ama buraya birlikte fena hâlde konutlar, yeşil alanlar yapılacak. Burada birlikte genişlik azından İstanbul’un henüz fena hâlde aynı portresi ortaya çıkacak’ diye düşünecektir ama yararlı, bunu on paralık yapmadılar. Gereksiz alanlara bakir konutlar yaptılar, konutu olmayanlar gitti. Durumu bol olanlar aldı ama Bağcılar’daki esasen kaldı. Kimse onların yüzüne bakmadı. Demin ‘zorla yıkacağız’ diyorlar amma savaş ediyorlar halkla. Devleti yönetenler halkıyla uğraş etmez. Devleti yönetenlerin sorumluluğu, halkıyla harmoni zarfında sorunlarını çözmektir. Şayet siz halkınızla, yönettiğiniz toplumla uzlaşma içre onların sorunları çözerseniz o zaman giranbaha kazanırsınız. Vatandaşın birlikte yönetime saygısı peki.

EVİNİ YIKIYORSUNUZ, NEREYE GELECEK BU İNSANLAR: İnsanları alıyorsunuz, kapının önüne koyuyorsunuz. İyi dahi bu âdem nereye gidecek? Evini yıkıyorsunuz, nereye gelecek bu insanlar? 20 yıldır siz nerelerdeydiniz? 20 yıldır neden görmediniz? 20 yıldır bilcümle uyarılara rağmen münasebet ağızsız kaldınız? Bunu, mimar, mühendis odalarının sorması geçişsiz. Siyasal partilerin sorması lazım. Sivil cemiyet kuruluşlarının sorması lazım. Müteahhitlerin sorması geçişsiz. İnşaat malzemeleri üreten firmaların sorması lazım. Ölecek olan insanlar bizim insanlarımız. Hayatı riziko altında olan insanlar, bizim insanlarımız. Bu insanların balaban bire bir kısmı, ölçülü madun dirimlik grubuna ehil olan insanlarımız. Durumları ferah sıfır insanlar bizimdir amma iyesiz insanlarımız aynı anlamda. Sav çok şişman amma çözülmez değil. Bütün bu sorunların kâffesi çok gücük müddet içerisinde usçu politikalarla çözülebilir. Elin oğlu çözüyor dahi biz sebep çözmüyoruz? Japonya’da deprem oluyor, kimsenin burnu kanamıyor. De elan çok oluyor. Hep sorun Türkiye’yi yöneten politika kurumunun geleceği bol sorgulayamamasından, geleceğe müteveccih sağlıklı, insicamlı planlar yapmamasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin bundan sonra bu yapıyı, bu anlayışı değiştirmesi lazım. İnsana şayet utanmak duyuyorsanız, insanımıza saygı duyuyorsak, onun yaşamına tırsmak duyuyorsak bu anlayışın değişmesi geçişsiz. Bu anlayışın demokratik yollarla değişmesi lazım.”

Share: